Dil Milliyetçiliği ve Arapların Dile Verdiği Önem
Dil bir milletin, millet olma yolundaki en temel yapı taşı, en önemli unsuru ve ayrılmaz bir parçasıdır. Milletler dilleriyle, diller de milletiyle birlikte var olur, ikisi arasında güçlü bir bağ ve karşılıklı bir etkileşim vardır.
Dil, milletlerin duygu ve düşüncelerini, kültürünü, gelenek ve göreneklerini, hayata bakış açılarını kısacası tüm milli birikimlerini yansıtan bir ayna, geleceğe aktaran bir vasıta konumundadır. Bu önemli vasıtaya sahip çıkıp onun gelişimine gerekli ihtimamı gösteren milletlerin tarih sahnesinde yer almayı başararak medeniyet kurma yolunda sağlam adımlarla ilerlemesi mukadderdir.
Büyük milletler, tarihin her döneminde kendi dillerine gereken önemi vermiş yediden yetmişe her yaştan insanın: evde sokakta, çarşıda, pazarda, okulda, önemli meclislerde yani hayatın her kesitinde dillerine gerekli önemi vermeleri için çaba sarf etmiş, bu yolda büyük emekler harcamıştır.
Dillerine önem veren bu büyük milletlerden birisi de şüphesiz Araplardır. Araplar cahiliye döneminden bu yana dillerine önem vermiş onu muhafaza etmeye çalışmışlardır. Kuran’ı Kerim’in de Arap diliyle nâzil olması (dil ve din ilişkisini başka bir yazıda anlatmaya çalışacağız) Arapların, Arapça’ya vermiş olduğu önemin artmasına vesile olmuştur. Özellikle Müslümanların dünyaya açılmasıyla birlikte fevc fevc diğer milletlerin İslam dinine girmesi ve bunu takiben dilde bozulmaların (lahn) zuhur etmesi ile Arapların bu bozulmalara karşı nahiv ilmini ihdas etmesi eş zamanlı olarak gerçekleşmiştir. Bu durum Arap dilini bozulmalara karşı korumuş ve Arapça 15 asır önceki saf haliyle günümüze kadar ulaşabilmiştir. Selef-i sâlihîn ve ondan sonra gelen İslam âlimleri Arap diline gereken önemin verilmesi hususunda insanları teşvik etmiş bu yolda birtakım hassasiyetler göstermişlerdir. Kurucu mezhep imamlarından olan İmam Malik, Şafii ve Ahmed b. Hanbel ihtiyaç haricinde başka dillerde konuşulmasını uygun görmemiş, Arap dilini korumaya çalışmıştır. Hatta anlatıldığına göre İmam Malik şöyle demiştir; “Diğer dilleri konuşmak her ne kadar caiz olsa da bizim meclisimizde Arapça dışında herhangi bir dilde konuşulan dışarı çıkartılır.”
Cemil Meriç’in dediği gibi “Kâmus nâmustur” sözünü kendine şiar edinen ve dillerine gerekli ilgi ve alakayı göstereip namusunu muhafaza eden milletler tarihin her döneminde var olagelmiştir. Bu yazımızda bu sözü kendine ilke edinen Arapların, Arapçaya verdikleri önemi, ilgi ve alakayı yakından görebilmek adına dil ve kıraat alimi olan Ebu Tahir İbn Ebi Haşim el- Bezzar’ın “Ahbâr’un fi’n Nahvi” eserini incelemeye ve bazı kısımlarının tercümesini yapmaya çalışacağız. Ebu Tahir İbn Ebi Haşim’den kısaca bahsedecek olursak hicri 280-349 yılları arasında yaşamış nahiv ve kıraat alimidir. Bağdat’ta doğmuş ve vefat etmiştir. Cezeri onun hakkında, “büyük nahiv alimi, ilmine ve kıraatine güvenilir biri” olarak nitelemiş ve övgü dolu sözler söylemiştir. Ahbâr’un fi’n Nahvi adlı küçük risalesinde Arap dilindeki bozulmaların nasıl başladığını, bu bozulmalara karşı âlimlerin almış olduğu önlemleri kısaca anlatmaya çalışmıştır. Şimdi bu eserden Arap diline verilen önemi görmek adına tercüme yapacağız.
شَيْخُ الْإِسْلَامِ حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ يُحَذِّرُ مِنَ اللَّحْنِ
من لحن فَلَيْسَ يحدث عني[1]
Büyük hadis alimi Hammâd b. Seleme dilde hata yapma konusunda uyarıyor ve şöyle diyor “Dil bilgisi zayıf olup hata yapanlar benden herhangi bir şey rivayet etmesin.”
حَدَّثَنَا أَبُو طَاهِرٍ ثَنَا مُحَمَّدٌ ثَنَا عُمَرُ ثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ يَعْنِي التَّوَّزِيَّ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا عُبَيْدَةَ يَقُولُ
أَوَّلُ مَنْ وَضَعَ النَّحْوَ أَبُو الْأَسْوَدِ الدُّؤَلِيُّ ثُمَّ مَيْمُونٌ الْأَقْرَنُ ثُمَّ عَنْبَسَةُ الْفِيلُ ثُمَّ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ
Ebu Ubeyde b. Mâmer söyle demiştir “Nahiv ilmini ilk defa ortaya koyan kişi Ebü’l-Esved ed-Düelî sonra Meymûn el-Akrân daha sonra Anbase’tül Fil ardından Abdullah b. Ebi İshaktır.
[2]قَالَ ابو طاهر: َوَضَعَ عَيِسى بْنُ عُمَرَ فِي النَّحْوِ كِتَابَيْنِ سَمَّى أَحَدَهُمَا الْجَامِعَ وَالْآخَرَ المُكَمِّلَ فَقَالَ الشَّاعِرُ
بَطَلَ النَّحْوُ جَمِيعًا كُلُّهُ … غَيْرَ مَا أَحْدَثَ عِيسَى بْنُ عُمَرْ
ذَاكَ إِكْمَالٌ وَهَذَا جَامِعٌ … فَهُمَا لِلنَّاسِ شَمْسٌ وَقَمَرْ
Ebu Tahir İbn ebi Haşim şöyle dedi “Îsâ b. Ömer es-Sekafî nahiv ilmi konusunda iki kitap telif etmiştir. Birisinin adı” el-Camii” diğeri ise “el-Mükemmil”dir.
Şair, Îsâ b. Ömer’in dil konusunda ortaya koymuş olduğu çabayı anlatmak için şunları söylemiştir:
Nahvin tamamı yok olup gitti de
Ancak Îsâ b. Ömer’in ortaya koyduğu kaldı
İşte bu Mükemmil diğeriyse Câmi’
Sanki güneş ve aydır insanlara o ikisi…
أَوَّلُ مَنْ وَضَعَ الْعَرَبِيَّةَ أَبُو الْأَسْوَدِ الدُّؤَلِيُّ جَاءَ إِلَيَّ زِيَادٍ بِالْبَصْرَةِ فَقَالَ إِنِّي أَرَى الْعَرَبَ قَدْ خَالَطَتِ الْأَعَاجِمَ فَتَغَيَّرَتْ أَلْسِنَتُهُمْ أَفَتَأْذَنُ لِي أَنْ أَضَعَ لِلْعَرَبِ كَلَامًا يُعْرِبُونَ وَيُقِيمُونَ بِهِ كَلَامَهُمْ فَقَالَ لَا
قَالَ فَجَاءَ رَجُلٌ إِلَى زِيَادٍ فَقَالَ أَصْلَحَ اللَّهُ الْأَمِيرَ تُوُفِّيَ أَبَانَا وَتَرَكَ بَنُونَ
فَقَالَ ادْعُ لِي أَبَا الْأَسْوَدِ فَقَالَ ضَعْ لِلنَّاسِ الَّذِي نَهَيْتُكَ أَنْ تَضَعَ لَهُمْ
Arap dilinde nahvin ilk esaslarını tespit eden ilk kişi Ebu’l Esved ed-Düelî’dir. Basra’ya Ziyâd b. Ebîh’in yanına gelerek söyle demiştir: “Arapların diğer milletlerle karıştığını, iç içe yaşadığını ve bunun neticesinde de dillerinin değiştiğini gördüm. İzin vermez misin onlar için kural ve kaideler koyayım da dillerini o esaslara göre düzeltsinler.” Bu sözleri duyan Ziyâd, Ebu’l Esved ed-Düelî’nin teklifini kabul etmeyerek hayır dedi. Ardından Ziyâd b. Ebîh’e bir adam gelerek “Allah senin iyiliğini versin ey Emir. Babamız vefat etti arkasında ise evlatlar bıraktı” dedi. Fakat kurmuş olduğu Arapça cümle, gramer kurallarına aykırıydı. Bunun üzerine Ziyâd, Ebu’l Esved ed-Düelî’yi çağırın emrini verdi ve ona şöyle dedi: “Daha önce seni men ettiğim, gramer kurallarını ortaya koyma fikrini hayata geçir.”
قَالَ أَبُو زَيْدٍ دَخَلَ الشَّعْبِيُّ مَسْجِدَ الْكُوفَةِ وَعِنْدَهُ مِنَ الْمَوَالِي يُعَلِّمُونَ الْعَرَبِيَّةَ فَقَالَ لَهُمْ أَصْلِحُوا لِسَانَهُمْ فَإِنَّكُمْ أَنْتُمْ أَفْسَدْتُمُوهُ
Ebu Zeyd söyle diyor. “Şa’bî, Kufelilerin mescidine girdi ve yanında Mevâli’den olan bir takım insanların Arapça öğrettiğini gördü ve onlara şöyle dedi: “Dilinizi düzeltin, ona sahip çıkın zira siz dil konusunda bazı şeyleri bozdunuz.”[3]
ابْنُ عُمَرَ يَغْضَبُ مِنْ أَهْلِ اللَّحْنِ:
كَانَ رَجُلٌ إِلَى جَنْبِ ابْنِ عُمَرَ فَلَحَنَ فَأَرْسَلَ إِلَيْهِ إِمَّا أَنْ تَنَحَّى عَنَّا وَإِمَّا أَنْ نَتَنَحَّى عَنْكَ
Abdullah ibn-i Ömer’in yanında bir adam Arapça konuştu fakat konuşurken dil kurallarına uymayarak yanlış yaptı, bunun üzerine adama şöyle dedi “Ya sen bizden uzaklaş ya da biz senden uzak duralım.”
قَالَ عَطَاءٌ بَلَغَنِي أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ سَمِعَ رَجُلًا يَتَكَلَّمُ فِي الطَّوَافِ بِالْفَارِسِيَّةِ فَأَخَذَ بِعَضُدِهِ وَقَالَ ابْتَغِ إِلَى الْعَرَبِيَّةِ سَبِيلًا
Ata b. Ebi Rebâh söyle demiştir “Ömer b. Hattab kabede tavaf esnasında Farsça konuşan bir adamı işitir bunun üzerine adamın kolundan tutarak söyle der Arapça öğrenmek için bir yol bul der. (yani bu konuda çabala)[4]
Bu gibi rivayetler Arapların ilk dönemden beri Arapçaya vermiş oldukları önemi güzel bir şekilde gözler önüne sermektedir.
وَقَالَ عُمَرُمَنْ قَرَأَ الْقَرْآنَ فَأَعْرَبَ بِهِ فَمَاتَ كَانَ لَهُ عِنْدَ اللِّهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كَأَجْرِ شَهِيدٍ
Bir başka rivayette ise Hz. Ömer’in söyle dediği nakledilir. “Kim ki Kuran’ı okur ve onu iraplarsa (yani hatasız okursa) kıyamet gününde Allah katında onun için bir şehit sevabı vardır. Bu rivayet hakkında şunları söylememiz mümkündür: Arapların dillerine sahip çıkmalarında Kuran’ı Kerim büyük bir rol oynamış, onların bu dile sahip çıkmalarına teşvik edici bir unsur olmuştur. Bu durumu Tevrat’ın indirilmiş olduğu İbrani dilinde de görmemiz mümkündür.
إِنَّ ابْنَ عُمَرَ وَابْنَ عَبَّاسٍ كَانَا يَضْرِبَانِ أَوْلَادَهُمَا عَلَى اللَّحْنِ[5]
İbn Ömer ve İbn Abbas, çocuklarını dilde hata ettiklerinden dolayı döverlerdi.
قَال أَبَو بَكْر وَعُمَرَ َالَحِفْظُ بَعْضِ إِعْرَابِ الْقُرْآنِ أَحَبُّ إِلَيْنَا مِنْ حَفْظِ بَعْضِ حُرُوفِهِ
Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer şöyle demiştir “Kur’ân’ın irabını öğrenmek Kur’ân’ın bazı harflerini ezberlemekten bize daha sevimli gelir.”[6]
قِيلَ لِعَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ مَرْوَانَ أَسْرَعَ إِليْكَ الشَّيْبُ فَقَالَ شَيَّبَنِي كَثْرَةُ ارْتِقَاءِ الْمِنْبَرِ وَمَخَافَةُ اللَّحْنِ
Abdulmelik b. Mervan’a şöyle denildi “Ey Emir saçların erkenden beyazlamış.” Bunun üzerine Abdulmelik b. Mervan: “Minbere çok çıkmam ve lahn korkusu (dildeki hataların artması) saçımı ağarttı.[7]
Abdülmelik’in kültür alanında yaptığı en önemli iş, Arapça’yı resmî dil olarak kabul etmesidir. Onun zamanına kadar divanlardaki defterler Suriye’de Rumca, İran’da ise Farsça olarak tutuluyordu. Buna bağlı olarak memurların büyük bir kısmı da Rum veya İranlı idi. Arapça’nın divanda kullanılması için ilk teşebbüs Haccâc tarafından yapılmıştır.[8]
Sonuç olarak Araplar ilk çağlardan itibaren dillerine sımsıkı bir şekilde bağlanmış ve bozulmaması için büyük çaba göstermişlerdir. Araplar tarih sahnesinde dil hassasiyeti konusunda diğer milletler için güzel örnek teşkil etmişlerdir. Modern çağda yaşayan ve yabancı dil öğrenmek isteyen bizlerin payına düşense öncelikli olarak kendi dilimizi yani namusumuzu muhafaza etmek ve kendi dilimizde derinleştikten sonra yabancı dil öğrenimine kalkışmak olacaktır. Zira çoğu dil bilimcinin dediği gibi kendi dilinde ustalaşmayan birisi yabancı bir dilde asla ustalık seviyesine ulaşamayacaktır.
Furkan Tağlı
29.03.2023
[1] ص17 – كتاب أخبار النحويين أبو طاهر بن أبي هاشم ت مجدي السيد – شيخ الإسلام حماد بن سلمة يحذر من اللحن – المكتبة الشاملة
[2] ص20 – كتاب أخبار النحويين أبو طاهر بن أبي هاشم ت مجدي السيد – أول من وضع النحو – المكتبة الشاملة
[3] ص27 – كتاب أخبار النحويين أبو طاهر بن أبي هاشم ت مجدي السيد – التوصية بإصلاح اللسان – المكتبة الشاملة
[4] ص34 – كتاب أخبار النحويين أبو طاهر بن أبي هاشم ت مجدي السيد – أمير المؤمنين عمر بن الخطاب يوصى بتعلم العربية – المكتبة الشاملة
[5] ص37 – كتاب أخبار النحويين أبو طاهر بن أبي هاشم ت مجدي السيد – تربية الأولاد على عدم اللحن – المكتبة الشاملة
[6] ص42 – كتاب أخبار النحويين أبو طاهر بن أبي هاشم ت مجدي السيد – العلم بإعراب القرآن أفضل من حفظ حروفه – المكتبة الشاملة
[7] ص48 – كتاب أخبار النحويين أبو طاهر بن أبي هاشم ت مجدي السيد – شاب شعره من صعود المنبر – المكتبة الشاملة
[8] HAKKI DURSUN YILDIZ, “ABDÜLMELİK b. MERVÂN”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/abdulmelik-b-mervan (28.03.2023).

Bir yanıt yazın