59d9abba 2fcd 45b7 94fc ba23e41998e5

Arapça Fıkralar (Nevâdiru’l Arap)

59d9abba 2fcd 45b7 94fc ba23e41998e5

              Nevadir kelimesi Arapça’da “Nadir” kelimesinin çoğulu olup, “bir şeyi benzerlerinden ayrılıp görünür olmak, az bulunup kendine has bir özellik taşımak, bir şeyin meydana gelmesinin az olması” gibi anlamlara gelmektedir. Nevadir’ül Arap tamlaması ise Türkçeye “Arapların Fıkraları” şeklinde çevrilebilir.

 

            Az meydana geldiğinden ve aynı şekilde nadir olduğundan dolayı bu fıkralar çoğu zaman oldukça güldürücü ve eğlendirici olmuştur.  Nevadirlerin mizahi bir yapıya sahip olmasının yanı sıra, olayların yaşandığı dönemin sosyal, siyasal, kültürel ve daha pek çok alandaki izdüşümlerini yansıtmak, onlar hakkında bilgi vermek gibi bir özelliği de bulunmaktadır. Nasıl ki Türk edebiyatında Nasreddin Hoca (Arap Edebiyatında Cuha olarak bilinmektedir) fıkraları olayların yaşandığı asrın kültürünü siyasal ve sosyal olaylarını, sevinçli ve üzüntülü anlarını, kişilerin hayata bakış açılarını yansıtıyorsa her milletin kendine ait fıkrası da o milletin maddi ve manevi iktisaplarının tamamını gözler önüne sererek okuyucuyu hem güldürmüş hem eğitmiş hem de tarihi bir anekdot aktararak tarihe ışık tutmuştur.

 

         ‘Fıkraların tarihi’ edebi bir tarz olarak ele alındığında oldukça geriye gitmektedir. Aslında insan var olduğundan bu yana sosyal yaşantının etkisiyle beraber fıkralar da gün yüzüne çıkmaya başlamış bir edebi tarz olarak edebiyat sahnesinde yerini almıştır. Arap Edebiyatında da fıkralar önemli bir yere sahip olmuş bu alanda pek çok müellif, eser telif etmiştir. Bunlar arasında Ebû Nüvas, Cahız ve daha pek çok âlim sayılabilir.

 

          Hâsılı bizler herhangi bir milletin âdetini, gelenek ve göreneklerini insanlık değerlerini, sosyal ve kültürel faaliyetlerini hatta siyasal ve iktisadi durumunu öğrenmek istediğimiz de o milletin edebi müktesebatına, sanatına, atasözlerine, şiirlerine, fıkralarına, sözün özü tüm edebi mirasına bakmamız gerekmektedir. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için Arap edebiyatından kısa ve öz şekilde seçmiş olduğumuz bir kaç fıkraya değinmek istiyorum.

 

  قال ابن الجوزي في أخبار الحمقى والمغفلين, وصلى أعرابي خلف إمام، في الصف الأول وكان اسم الأعرابي مجرماً فقرأ الإمام: والمرسلات.. إلى قوله: {ألم نهلك الأولين} فتأخر البدوي إلى الصف الآخر فقال: {ثم نتبعهم الآخرين} فرجع إلى الصف الأوسط فقال: {كذلك نفعل بالمجرمين} فولى هارباً وهو يقول: ما أرى المطلوب غيري

İbn Cevzi “Ahmakların Haberleri” adlı kitabında şu fıkrayı anlatmıştır:

          Adı Mücrim olan bir bedevi ilk safta yer alarak bir imamın arkasında saf tutarak namaz kılıyormuş. İmam Mürselât Sûresinin 16. Ayeti olan, “İlk öncekileri helak etmedik mi?” âyetini okumuş, Bedevi bunun üzerine öndeki saftan bir arkadaki safa geçmiş. İmam sûreyi okumaya devam etmiş: “Arkadan gelenlere de öncekilere yaptığımızı yapacağız.”

 

Bunun üzerine bedevi bu ayetleri kendi üstüne alınarak orta safa geçmiş. İmam tekrardan “İşte biz mücrimlere bu şekilde yaparız” ayetini okuyunca Bedevi Mücrim dayanamayıp “kesinlikle benden bahsediyor! ” diyerek namazdan çıkıp kaçmış.

 سرق اعرابي صرة فيها دراهم ثم دخل المسجد يصلي وكان اسمه موسى فقرأ الإمام ( وما تلك بيمينك يا موسى ) , فقال الأعرابي : والله إنك لساحر ثم رمى الصرة وخرج .

 

Musa adında bir bedevi içinde para bulunan bir kese çalmış ardından, namaz kılmak için mescide girmiş. İmam Taha Süresi 17. Ayetini okuyormuş;

“Allah: “Şu sağ elindeki de ne ey Mûsâ?” diye sordu.” Bunun üzerine bedevi (başka bir ayette Firavunun Hz. Musa’ya söylediğine atıfla) “sen kesinlikle bir büyücüsün” demiş para kesesini atmış ve namazdan çıkmış.

صلى اعرابي مع قوم فقرأ الإمام ( قل أرأيتم إن أهلكني الله ومن معي أو رحمنا ) فقال الأعرابي

أهلكك الله وحدك : ايش ذنب الذين معك . فقطع القوم الصلاة من شدة الضحك

           Bedevi bir adam, bir grup insanla birlikte namaz kıldı ve imam Mülk Süresi 28. Ayetini okudu:

“Beni ve beraberimdekileri Allah yok eder veya bize rahmet ederse”

Bedevi dedi ki: Allah bir tek seni helâk etsin. Seninle beraber olanların suçu ne ki? Bunun üzerine insanlar gülmekten namazı bıraktı.

Bu ve buna benzer bedevilerle ilgili olan pek çok fıkraya Arap Edebiyatında sık rastlanmaktadır. Bu fıkralar insanları güldürmesinin yanı sıra o dönem Arap kültürünü güzel bir şekilde ortaya koymuştur.

!! كان رجل في دار بأجرة، وكان خشب السقف قديماً بالياً، فكان يتفرقع كثيراً

!! فلما جاء صاحب الدار يطالبه الأجرة قال له : أصلح هذا السقف فإنه يتفرقع

!! قال: لا تخاف و لا بأس عليك فإنه يسبح الله

!! فقال له : أخشى أن تدركه الخشية فيسجد علينا

Bir adam kiralık bir evde oturuyor, çatının ahşabı eski olduğundan yıpranmış ve çatırdıyordu!

Evin sahibi kirayı istemeye gelince, adam: “Şu çatıyı tamir et, çatırdıyor!” dedi.

Ev sahibi:  “Korkma, sana bir şey olmaz, çünkü çatı Allah’ı tesbih ediyor!!

Adam da ev sahibine: “Korkarım çatı Allah’ı tesbih etmekten haşyete gelecek de üzerimize secde edecek.”

رأى هارون الرشيد أبا نواس ومعه زجاجة خمر، فقال له:

ما هذا يا أبا نواس؟

فقال أبو نواس: لبن يا سيدي

اللبن أبيض ، وهذا أحمر؟

نعم يا سيّدي ، لقد احمرّ خجلاً منك .

فضحك الرشيد، وتركه

Harun Reşid, Ebu Nüvas’ı bir şişe şarapla gördü ve ona şöyle dedi:

“Nedir bu Ebu Nüvas?”

Ebu Nüvas;

“Süttür efendim.”

Halife;

“Süt beyaz olur, buysa kırmızı?”

Bunun üzerine Ebu Nüvas:

“Evet efendim süt beyaz olur fakat sizi görünce utancından kızardı.”

Bunun ardından Halife Harun Reşid güler ve onu serbest bırakır.

أقبل أعرابيٌّ الى رجل بين يدي الرّجل طبقٌ فيه تينٌ، فلمّا أبصر الأعرابي غطى التين بكساءٍ كان عليه والأعرابي يلاحظه، فجلس بين يديه، فقال له الرّجل: هل تحسن من القرآن شيئاً؟ قال: نعم؛ قال: فأقرأ؛ فقرأ الأعرابي: {والزيتون وطور سينين} [95 سورة التين / الآيتان: 1 و 2] قال الرجل: فأين {التين} ؟ قال: تحت كسائك

Bir bedevi önündeki tabakta incir olan bir adama doğru yönelmiş. Adam, bedeviyi görünce üzerindeki elbiseyle incirlerin üzerini örtmüş. Bedevi bunu fark edip adamın önüne oturmuş. Adam ona:

“Kur’ân’dan herhangi bir şeyi okumakta maharetli misin?

Bedevi;

“Evet”

Adam;

–  “Öyleyse oku” diye cevap verdi.

Bedevi de Tin Süresini okumaya başladı. “Zeytine ve Sina dağına yemin olsun” ayetini okudu. Fakat ayetteki Tin (Yani incire yemin olsun) kelimesini okumadı. Bunun üzerine adam Bedeviye;

“İncir nerede?”

Bedevi ise hemen cevabı yapıştırarak,

“Senin elbisenin altında”

            Bu ve buna benzer Araplar arasında yaygın olan dönemin siyasal, sosyal, kültürel ve hâkim zihniyetini gözler önüne seren daha pek çok fıkra dağınık şekilde Arap ve İslam edebiyatına girmeyi başarmış, asırlar boyu yazılı ve sözlü olarak anlatılagelmiştir. Bugün bizlere düşen ise bu edebi mirası, dil öğrenmek isteyenlere tanıtmak ve aynı şekilde dil öğretimi esnasında eğitmenlerimizin bu tarz fıkralarla dersin içeriğini zenginleştirmesini sağlamak olacaktır.

 

جامع نوادر وأساطير وأمثال العرب خالد عبد الله الكرمي

 Halîd Abdullah Kirmi’nin modern çağda yazmış olduğu bu eserde bu alana dair genel bir okuma yapılabilir.
Furkan Tağlı

Uşak üniversitesi İslami ilimler fakültesi 4. Sınıf

23.03.2023

DÂD Akademi Online Dil Eğitim merkezi, Yeni nesil eğitim.

YÖKDİL kursları İletişime geçin. DÂD Akademi Online Dil Eğitim merkezi, Yeni nesil eğitim.

Dad Akademi

Yeni Nesil Eğitim